BARO BAŞKANLARI TERÖRİST DEĞİLDİR.

Avukatlık Yasasın’da savunma mesleğinin bağımsızlığını gölgeye düşürecek ve bölünmeye yol açacak değişikliklere karşı baro başkanlarının başlattıkları ve kamuoyu tarafından yakından takip edilen demokratik bir yürüyüş, son yaşanan olaylar ile ülkemiz açısından hiç de hoş bir manzara ortaya koymamıştır.
Türkiye’de mevcut baroların çok büyük çoğunluğunu temsilen baro başkanlarının başlattıkları yürüyüş, başkent Ankara’da durdurulmuş, “pandemi” gerekçe gösterilerek baro başkanlarının demokratik hakları engellenmeye çalışılmıştır.
Yürüyüşün durdurulmasına “pandemi’nin de gerekçe gösterilmesi gülünç olduğu kadar inandırıcılıktan uzaktır.
Bir baro başkanının, baroların başkanlarının Ankara’ya sokulmaması, arbede çıkmasına sebep olunması, baro başkanlarının itilip kakılması kabul edilebilir, mazur görülebilir, savunulabilir bir olay değildir.
Bu, hukuk devleti olduğu Anayasasında yazılı olan Türkiye Cumhuriyeti için tarifi imkansız bir hukuk skandalıdır.
Bugün Ankara girişinde yaşananlar, Anayasamızın 34.maddesinin fiilen mülga olduğunu, keza 36 ve 135.maddelerinin de tümüyle anlam ve işlevinin yok edilmek istendiğini ortaya koymuştur.
Avukatın, avukat meslek örgütünün kendi hakkını savunmasına fırsat verilmediği bir ülkede vatandaşın savunma hakkının var olduğundan bahsedilemez.
Bugün Baro Başkanlarına karşı gösterilen tavır, şiddet, engellemeleri tarih, kara bir sayfada yazacaktır.
Asla unutulmamalıdır; Barolar ve temsilcileri terörist değildir.
Barolar ve avukatlar, vatandaşların, avukatlık mesleğinin ve meslek örgütü olan baroların haklarını hukuk çerçevesi içinde sonuna kadar kullanma azim ve kararlılığındadır.
Hukuk devleti bunu gerektirir.
Hukuk devletinin bittiği yerde ise ne demokrasi, ne devlet ayakta kalır.